Türkiye’de Eğitim Sektörüne Genel Bakış

None

Türkiye eğitim sektörü yaklaşık 25 bin kurum ve kuruluşun yer aldığı 300 binden fazla istihdam sağlayan, gelişme ivmesi yüksek sektörlerden biridir. Eğitim sektörü müfredata bağlı eğitimin verildiği ‘Örgün Eğitim’ ve müfredat dışı isteğe bağlı eğitimlerin yer aldığı ‘Yaygın Eğitim’ olarak ikiye ayrılmaktadır. Eğitimi veren kurumlar olarak ise ‘Resmi(Devlet)’kurumlar ve ‘Özel’ kurumlar olarak iki ayrılabilir.

Günümüzdeki güncel eğitim sektörü gelişim trendleri incelendiğinde sektörün özel okullar lehine bir artış gösterdiği veriler doğrultusunda görülmektedir. Özel okulların örgün eğitimdeki en büyük payının ise okul öncesi eğitim yani anaokulları olduğu görülmüştür.

Türkiye’de son dönemde özel okullaşma oranını %1,5’lardan %3-4’lere çıkmıştır. Ancak gelişmiş ülkelerde özel okullardaki okullaşma oranları %10’ların üzerinde seyretmektedir. Avrupa Birliği (AB) 2011 verilerine göre özel okullara devam eden öğrenci oranı %14’ tür (Kaynak: Eurydice 2012). Bizdeki oranla mukayese edildiğinde henüz çok gerilerde olduğumuz görülmektedir. Özel sektörün eğitim yatırımlarını özel okul alanına kaydırması için iyileştirici tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardır. Özel öğretim alanında çalışan kurumların faaliyetlerini düzenleyen 5580 sayılı Kanunda 14.03.2014 tarihinde yapılan son değişiklikler daha çok eğitim yatırımcısının özel okul alanına özendirilmesi açısından olumludur. (Türkiye Eğitim Meclis Sektör Raporu 2014)

Grafik 1. Bazı ülkelerde özel okul % oranları (2013 OECD eğitime bakış)

Kaynak: Türkiye Eğitim Meclis Sektör Raporu 2014, TOBB

 

GRAFİKLER İLE EĞİTİM SEKTÖRÜ

Okul Öncesi Eğitimde Okul, Öğrenci Sayısı ve Okullaşma Oranları

Eğitim sektörüne bakıldığında kullanılan göstergelerin başında okullaşma oranı, okul, derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayıları gelmektedir. İlk olarak okullaşma oranlarına bakılırsa; yaş gruplarına göre düzenlenmiş okullaşma oranı verilerinin bir önceki eğitim öğretim yılına göre az da olsa artış gösterdiği görülmektedir.

Tablo 1. Yaş Gruplarına ve Yıllara Göre Okullaşma Oranları

 

Aynı sınıflamayı iller düzeyinde (İstanbul, Ankara ve İzmir) yaparak Türkiye karşılaştırması ile baktığımızda, İstanbul’un 3, 4 ve 5 yaş gruplarında Türkiye ortalaması ile Ankara ve İzmir’den düşük kaldığı görülmektedir. Tabloya bakıldığında, okul öncesi çağda okullaşma oranının en yüksek olduğu il İzmir’dir.

Tablo 2. Yaş Gruplarına ve İllere Göre Okullaşma Oranları

 

MEB verilerine göre, 4+4+4 uygulanmadan önce, 2011-2012 eğitim öğretim yılında, 25 bin 172 okul öncesi eğitim kurumu varken, 2016-2017 eğitim öğretim yılında bu sayı 23 bin 751’e gerilemiştir. Aynı dönemde öğrenci sayısında belirgin bir değişim olmamış ve dört yıl önce 1 milyon 58 bin 904 olan öğrenci sayısı, aradan beş yıl geçmiş olmasına rağmen ancak 1 milyon 112 bin 443 olabilmiştir. Bu durumun en önemli nedeni, 4+4+4 eğitim sisteminin uygulaması olan okul öncesi çağdaki çocukların ilkokula kaydettirilmesidir. 4+4+4 sonrasında devlete ait okul öncesi eğitim kurumlarında okul sayısı azalırken, öğrenci sayısı yerinde saymıştır. Ancak diğer taraftan özel okul öncesi eğitim kurumları hem okul, hem de öğrenci sayısı açısından yaklaşık 2 kat artmıştır.

Tablo 3. Okul Öncesi Eğitimde Okul, Öğrenci Ve Öğretmen Sayıları

 

Kaynak: 2016-2017 Örgün Eğitim İstatistikleri: Eğitimde Yaşanan Çöküşün Temel Göstergeleri, EĞİTİM SEN

Türkiye genelinde yıllara göre ve öğretim seviyelerine göre okullaşma oranları ve okul-şube-öğretmen başına öğrenci sayıları aşağıdaki tabloda yer almaktadır. 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren, eğitimde 4+4+4 sistemine geçildiği için tablo ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim olarak 3 parçada verilmiştir.

1997-1998 yılından 4+4+4’e geçilen 2012-2013 eğitim öğretim yılına kadar okullaşma oranının hem ilköğretimde hem de ortaöğretimde sürekli arttığı görülmektedir. Yeni sistemden sonra ise ilkokul çağında ilk sene okullaşma oranı yükselmiş sonraki senelerde sürekli düşmüştür. Bunun sebebi okula başlama yaşının 5 yaşa kadar çekilmesi ile okul çağı nüfusunun artmasıdır diyebiliriz. Çünkü kimi aileler bu yaştaki çocuklarını okula göndermek istememiş ve okullaşma oranı aşağı doğru seyretmiştir. Okullaşma oranı ortaokulda stabil denebilecek seviyede seyretmiş olup, ortaöğretimde ise artış göstermeye devam etmiştir.

Tablo 4. Yıllara Göre İlköğretim ve Ortaöğretim Çağı Eğitim-Öğretim Göstergeleri (1997 – 2012)

 

 

 

Tablo 5. Yıllara Göre İlkokul, Ortaokul ve Ortaöğretim Çağı Eğitim-Öğretim Göstergeleri (2012 – 2016)

 

 

Tablo 6. Net Okullaşma oranı (2016/’17)

İlköğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayılarına baktığımızda ise 1997 yılında 30 öğrenci iken 2012 yılında 20 öğrenciye düşmüştür. Yeni sistemde ise bu sayı ilkokul çağında, 2013 yılında 20 öğrenci iken günümüzde 18 öğrenci olmuştur.

Ortaöğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayılarına baktığımızda ise 1997 yılı ile 2010 yılı arasında 14 ile 18 öğrenci arasında dalgalanma göstermiştir. 2010 yılından günümüze kadar ise 18 öğrenciden 13 öğrenciye kadar gerilemiştir. Aynı şekilde ortaöğretimdeki öğretmen başına düşen öğrenci sayısındaki bu düşüş de öğretimin kalitesini arttıran bir göstergedir.

Okul sayısı bakımından özel okulların toplam okullar içerisindeki payına bakıldığında %50’nin üzerindeki oranla en büyük paya okulöncesi öğretimde sahip olduğu görülmektedir. Ardından %24’lük payla ortaöğretim gelmektedir. Okulöncesi öğretimin (anaokullarının) küçük yaş grubuna hizmet ettiği için daha ufak ölçekli olması, mahallelerin içine girmesi dolayısıyla sayılarının fazla olması daha olasıdır.

Özel okulların ortaöğretimlerdeki payın yüksek olması ise son yıllarda özel sağlık meslek liselerine izin verilmesi ile çok sayıda özel sağlık meslek lisesinin açılması doğrultusunda artış göstermiş olabileceği düşünülmektedir. Ancak son iki yılın verilerine bakıldığında 2016/’17 eğitim öğretim yılında bir önceki yıla göre özel okul paylarının azaldığı görülmektedir.

 

Grafik 2. Okul Sayısına Göre Özel Öğretimin Toplam İçindeki Payı

 

Öğrenci sayısı bakımından özel okulların toplam okullar içerisindeki payına bakıldığında ise %15 ile yine okulöncesi öğretimin ilk sırada olduğu görülmektedir. Fakat okul sayısı bakımından %50’de iken öğrenci sayısı ile %15’te kalması özel okulöncesi öğretimde sınıfların resmi okullara göre daha küçük olduğu sonucunu göstermektedir. Ayrıca son iki yılın verilerine bakıldığında sadece ortaöğretimdeki öğrenci sayısının arttığı görülmektedir.

Grafik 3. Öğrenci Sayısına Göre Özel Öğretimin Toplam İçindeki Payı

 

Son yıllardaki üniversite mezunu işsiz nüfusun artması ve çeşitli sektörlerdeki mesleki teknik bilgiye sahip ara eleman ihtiyacı meslek liselerine olan eğilimi arttırdı. 2003/’04 eğitim öğretim yılında meslek lisesi mezunlarının toplam ortaöğretim mezunlarına oranı %34 iken, 2015/’16 eğitim öğretim yılında bu oran %52,2’ye kadar yükselmiştir. Bu hızlı artışa özel liselerin de meslek lisesi açmasına verilen iznin büyük katkısı olmuştur. Eğitmenler ise bu olumlu yükselişin sadece niceliksel bir artış olmaması gerektiğini, aynı zamanda nitelik olarak da kalitenin artması gerektiğini vurgulamaktalar.

 

Tablo 7. Mesleki Özel Öğretim Kurumlarında 14 Yıllık Kurum Öğrenci Sayısı Değişimleri

Kaynak: Türkiye Eğitim Meclis Sektör Raporu 2014, TOBB

Bu tabloya bakarak özel mesleki eğitime yönelim başladı şeklinde bir sonuca gitmek mümkün değildir. Çünkü özel meslek lisesinde artışın sebebi özel sağlık meslek liselerine izin verilmesidir. Artışın neredeyse tamamına yakını hızlı sağlık meslek lisesi açılışına bağlı olarak gerçekleşmiştir. Hatta bakanlık hızlı artışı önlemek için sınır getirmek zorunda kalmıştır.

Son 14 yılda özel meslek kursu ve öğrenci sayısı ise sadece 2 kat artış göstermiştir. Bireylerde eğitime istekliliğe ve artışa rağmen özel kurslar bu artıştan payını alamamaktadır. Ayrıca sağlık meslek liselerindeki artışa bağlı olarak özel meslek liseleri özel kurslar arasındaki kurum ve öğrenci sayısı arasındaki uçurum azalmaya başlamıştır.

Tablo 8. Toplam Eğitim Bütçesinin Yıllara ve Kurumlara Göre Dağılımı

Eğitim araştırmalarında, eğitimin bütçe olarak da paylarına bakmak sektörün gelişimini anlamak adına fikir verici olacaktır. 2006 yılından günümüze bakıldığında eğitime ayrılan bütçe sürekli artmıştır. En düşük artış 2009’dan 2010 yılına geçerken %4 ile olmuştur. Fakat bu değerler nominal değerler olup, değerleri o yılın enflasyon oranları ile karşılaştırıp, enflasyondan arındırılmış reel değerleri vermek en doğrusudur.

Aşağıdaki grafikte enflasyondan arındırılmış artış oranları kullanılmış olup, eğitim bütçesindeki artışın 2008 ve 2010 yıllarında enflasyon oranının altında kaldığı görülmüştür. En yüksek artış ise 2007 ve 2016 yıllarındaki artıştır.

Grafik 5. Toplam Eğitim Bütçesinin Enflasyondan Arındırılmış Yıllık Artış Oranı

Eğitim bütçesindeki bu artışa paralel olarak, eğitim bütçesinin toplam Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’daki payı nasıl değiştiği ise Grafik 6.’da gösterilmiştir. Bütçe payı hafif dalgalanmalar yaşasa da genel olarak bir artış eğilimindedir.

 

Grafik 6. Toplam Eğitim Bütçesinin GSYH Payı

 

 

SONUÇ

Eğitim sektörüne genel bir bakışla öne çıkan verileri özetlemek gerekirse;

  • Eğitim yatırımlarının arttığı ve eğitimin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payının da artış gösterdiği,
  • 4+4+4 eğitim sisteminin henüz tam oturmadığı, okullaşma yaşının düşmesi ile okul çağı nüfusunun arttığı ve okullaşma oranının düştüğü,
  • Özel okulların Türkiye içerisinde gün geçtikçe daha büyük bir role sahip olduğu fakat dünyadaki diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’deki eğitimde devletin öncelikli söz sahibi olduğu,
  • Mesleki ve Teknik bilgiye sahip ara eleman ihtiyacı dolayısıyla MEB’in hedefi %65 meslek lisesi, %35 genel lise şeklinde olduğu, bu hedef doğrultusunda meslek liselerinin arttığı ve özel meslek liselerinin ise ciddi oranda arttığı,
  • Özel okulların okul sayısı bakımından en büyük paya Okul Öncesi Öğretim ve Ortaöğretimde sahip olduğu görülmüştür.
Eğitim Okul Gayri Safi Yurtiçi Hasıla Türkiye Eğitim Sektörü
Tümünü gör
Pzt Sa Çar Per Cu Cmt Pzr
27282930010203
0405 06 07080910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
01020304050607