Türkiye’de Sağlık Sektörüne Genel Bakış

None

Türkiye’de sağlık hizmetleri 1923 yılı Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren 1982 yılına kadar devletin sunması gereken bir hizmet olarak kabul edilmiştir. 1980’li yıllarda meydana gelen askeri darbe ve sonrasında değişen anayasa ile birlikte sağlık sisteminde “Reform” başlığı altında hizmeti devletin sorumluluğu altından çıkarıcı politikalar izlenilmeye başlanmıştır.

1990’lar, Türkiye’de özel hizmet sunan sağlık kuruluşları sayısında hızlı artış ve özel sağlık sigortası için sağlık alanının bir “Pazar” olarak gelişmesinin yaşandığı yıllar olmuştur. Türkiye’de sağlık sektörü, 1980’lerden sonraki 20 yılda yaklaşık 3 kat büyümüş, bu büyümede kamu sektörünün payı giderek belirleyici olmuş, sosyal güvenlik kurumlarının sağlık harcamaları kamunun sağlıktaki motoru haline gelmiş, ancak kamu sağlık finansmanı giderek daha fazla genel bütçe dışı kaynaklardan beslenir hale gelmiştir. (Kaynak: Türkiye Sağlık Raporu 2014, HASUDER)

Özellikle 2002 yılı sonrasında, Türkiye’de bir yandan toplam sağlık harcamaları artarken diğer yandan da sosyal güvenlik kurumlarının özel sektörden sağlık hizmeti satın almasının yolu açılarak özel sağlık sektörü desteklenmiştir. “Sağlık Reformları” adıyla dile getirilen bu değişiklikler 2003 yılına gelindiğinde “Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP)’’ olarak değiştirilmiştir. SDP; sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi, sağlık hizmetlerinin finansmanı ve sağlık hizmetlerinin sunumu olarak üç temel alan kapsamında getirilen politikaları kapsamaktadır.

SDP ile yakın dönemde genel sağlık sigortası (GSS) adıyla prim toplamaya dayalı bir sosyal sigorta kurulmuştur. GSS temel olarak üç bileşenden oluşmaktadır: Temel teminat paketi, prim ve kullanıcı ödentisi. Temel teminat paketi (TTP) yurttaşın yararlanabileceği sağlık hizmetinin kapsamını belirleyen belge olarak adlandırılabilir. GSS’de sağlık hizmeti almaya hak kazanmak için prim ödemek zorunludur. Ayrıca sağlık hizmetinden yararlanma aşamasında kullanıcı ödentisinin -katkı/katılım payı – de ödenmesi zorunlu tutulmuştur.

Son dönemde SDP ile Kamu Özel Ortaklığı (KÖO) adı altında önemli girişimler gündeme getirilmektedir. Bu ortaklık devletin özel bir şirket / şirket grubu ile uzun süreli (49 yıla kadar) sözleşme ile ilişki kurması esasına dayanmaktadır. Sözleşme kamu hizmeti verilecek tesisin özel şirketler tarafından yapılarak devlete kiraya verilmesi, devletin de hem şirketlere kira ödemesi hem de bu tesiste verilecek “çekirdek hizmet” dışındaki hizmetleri bu şirketlere devretmesidir. Entegre sağlık kampüsü başta olmak üzere, Bakanlığın yapmak ve yaptırmakla yükümlü olduğu ek binalar dâhil sağlıkla ilgili diğer tüm tesislerin bu yöntemle yapılabilmesi planlanmaktadır. Bu düzenlemeler son dönemde “Şehir Hastanesi” olarak değiştirilmiştir. (Kaynak: Türkiye Sağlık Raporu 2014, HASUDER)

 

Grafiklerle Sağlık Sektörü 

Yataklı tedavi kurumları aracılığıyla sunulan hizmetler sağlık hizmetlerinin bütünü içerisinde önemli bir yere sahiptir. Türkiye’de yataklı tedavi kurumu ve hastane yatağı sayısı düzenli bir biçimde artış göstermektedir. Aşağıda Türkiye’de sağlık hizmeti veren kurumlar ve altyapılarına dair grafikler sunulmuştur.

Yıllara ve Sektörlere Göre Hastane Sayısı, Türkiye

Kaynak: Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü

2002 yılında toplam hastane sayısı 1156 ve özel hastane sayısı 271 toplam hastaneler içindeki oranı % 23 iken, 2015 verilerine göre toplam hastane sayısı 1533 ve özel hastanelerin sayısı 562, toplam hastaneler içindeki oranı % 37’dir.

Yıllara ve Sektörlere Göre Hastane Yatağı Sayısı, Türkiye

Kaynak: Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Hastane yatak sayıları bakımından ise 2002 yılında toplam hastane yatak sayısı 164.471 ve özel hastane sayısı 12.387 toplam hastaneler içindeki oranı % 13 iken, 2015 verilerine göre toplam hastane yatak sayısı 209.648 ve özel hastanelerin sayısı 43.645, toplam hastaneler içindeki oranı % 21’dir.

Yıllara ve Sektörlere Göre Nitelikli Yatakların Toplam Yataklar İçerisindeki Oranı, (%),

Kaynak: Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Not: Yoğun bakım yatakları dahil edilmemiştir.

Yukarıdaki grafiğe bakıldığında 2002 yılından 2015 yılına kadar nitelikli yatakların, toplam yataklar içindeki oranı devlet ve üniversite hastanelerinde %50 seviyesine artarken, özel hastanelerde bu oran %89’a kadar çıkmıştır. Günümüzde Özel hastanelerdeki yatakların tamamına yakını nitelikli yataklardan oluşmaktadır.

Yıllara ve Sektörlere Göre Nitelikli Yatakların Dağılımı, (%), Türkiye

Kaynak: Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Yukarıdaki grafikte 2002 yılından 2015 yılına kadar özel sektördeki nitelikli yatak sayısı oranının tüm sektörlerdeki oranına göre değişmediği görülmektedir.

10.000 Kişiye Düşen Hastane Yatağı Sayısının Uluslararası Karşılaştırması, 2014

Kaynak: Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, EUROSTAT Veritabanı

Not: Türkiye verisi 2015 yılına aittir.

10.000 Kişiye Düşen Hastane Yatağı Sayısı Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında Almanya’nın 1. Sırada Türkiye’nin 22. sırada olduğu görülmüştür.

Türkiye’de kişi başına düşen sağlık kuruluşuna başvuru sayısı giderek artış göstermektedir. Hastalık anında ilk tercih edilen sağlık kuruluşları talebin yönünü belirleyicidir. TÜİK tarafından Yaşam Memnuniyeti Araştırması yapılmakta olup hastalık anında ilk başvurulan sağlık kuruluşlarına ait grafik aşağıda yer almaktadır.

Hastalıkta İlk Başvurulan Sağlık Kuruluşu, 2015

Kaynak: TÜİK

2015 yılı sonuçlarına göre Türkiye genelinde sosyal güvencesi olan fertlerin %48,9’u devlet hastanelerini tercih ederken, herhangi bir sosyal güvencesi olmayan fertler için bu oran %66,2 olmuştur. Sosyal güvencesi olup özel hastaneleri tercih edenlerin oranı %13; sosyal güvencesi olmayanların oranı %4’tür. Özel hastanelerin birincil tercih nedeni hizmet kalitesidir. Tercih edenlerin %60’a yakını hizmet kalitesinden dolayı özel hastaneleri tercih etmişlerdir. Devlet hastanelerini tercih nedeni ise %30 hizmet kalitesi, %30 zorunluluk, %30 bulunduğu yere yakın olmasıdır.

2002 yılından 2015 yılına kadar 100.000 kişi başına düşen tüm sektörler toplam hekim sayısında neredeyse doğrusal bir artış görülmektedir. 2015 yılında 100.000 kişi başına düşen hekim sayısı 179 olarak hesaplanmıştır.

100.000 Kişiye Düşen Toplam Hekim Sayısının Uluslararası Karşılaştırması, 2014

Kaynak: Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, OECD Health

Data 2016

Not: Türkiye verisi 2015 yılına aittir.

Yukarıdaki grafikte OECD (Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü) tarafından açıklanan 100.000 Kişiye Düşen Toplam Hekim Sayısının Uluslararası Karşılaştırması görülmektedir. Bu karşılaştırmada 506 ile Norveç birinci sırada yer alırken 179 ile Türkiye sonuncu sırada yer almaktadır. OECD ortalaması 339 olarak hesaplanmış olup Türkiye’nin ortalamanın altında kaldığı görülmektedir.

Sağlık Ekonomisi ve Finansman yönünden sektörün durumuna bakıldığında; Türkiye’de son 10 yıllık dönemde toplam sağlık harcaması 3 kat artmıştır.

 

Toplam sağlık harcaması (Milyon TL)

Türkiye’de 1999 yılında %4,8 olarak gerçekleşen toplam sağlık harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı 2009’da %6,1’e yükselmiş; sonraki yıllarda bir miktar azalma ile 2012 yılında %5,2’ye gerilemiş, 2015 yılında ise %5,4’e yükselmiştir. Sağlık harcamalarının GSYİH’ a oranı incelendiğinde son beş yılda stabil olduğu söylenebilir.

Cari Sağlık Harcamalarının GSYİH İçindeki Payı OECD ortalaması %8,9 olarak açıklanmış olup Türkiye’nin bu oranın altında kaldığı görülmüştür.

 

 

Türkiye’de Sağlık Harcamalarında Paranın Dağılımı( 2012 Yılı)

Türkiye’de 2012 yılı sağlık harcamalarında paranın kaynağına bakıldığında %77’sinin kamu kaynaklarından karşılandığı, %51’inin özel sektöre gittiği dikkati çekmektedir.

 2015 Yılı Rakamları ile Kişi Başı Kamu ve Özel Sağlık Harcaması, Reel, ₺, Türkiye

Yukarıdaki grafikte 2015 yılı rakamları ile kişi başı kamu harcamalarının özel sağlık harcamalarına oranının artış gösterdiği görülmektedir.

 

 

İLÇELERE GÖRE EĞİTİM-SAĞLIK TESİSİ YAPIMINA UYGUN BİNALARIN ORTALAMA BİRİM SATIŞ FİYATLARI

 

 

 

 

İLÇELERE GÖRE EĞİTİM-SAĞLIK TESİSİ YAPIMINA UYGUN BİNALARIN ORTALAMA BİRİM KİRA BEDELLERİ

 

Sonuç

Türkiye’de sağlık hizmeti sunan kurumların tarihsel sürecine, çeşitli kurumlar tarafından sunulan ve analiz edilen yıllara yaygın göstergelere bakıldığında giderek özel sektörün piyasası haline gelen bir sağlık sektörü ile karşı karşıya kalmaktayız. Özellikle son dönemde “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında sunulan yeni politikalar ile Kamu-Özel iş birliği sistemi ile Özel Sektörü teşvik edici atılımlar görülmektedir.

SDP’nin temel alanı olan sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi, sağlık hizmetlerinin finansmanı ve sağlık hizmetlerinin sunumu konuları son on yıllık süreçte çeşitli yasalar ile düzenlenmiştir. Bu yasalar ile sağlık sektöründe kamu sadece düzenleyici ve denetleyici konumuna geçerken, kamu-özel iş birliği ile özel sektör hizmet sunumu görevini üstlenmektedir.

Finansal açıdan bakıldığında sağlık sektöründeki parasal akış kamudan (%77 gelen kaynak) özele doğru (%51 aktarılan kaynak) bir akış görülmektedir.

Türkiye’nin her geçen gün sağlık sektörüne talebi daha da artmaktadır.

Sektördeki kalitenin yetersizliği ve altyapının eksikliği gidermek için önlem almak zorunludur.

Bu nedenler özel sektöre doğru aktarılan bu fonun ve teşvik edici girişimlerin iyi planlanması ve etkin bir şekilde kullanımını zorunlu kılmaktadır.

Üniversite Sağlık Özel Türkiye Hastane
Tümünü gör
Pzt Sa Çar Per Cu Cmt Pzr
27282930010203
0405 06 07080910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
01020304050607